Titreşim Tıbbında Evrenin Dili Titreşim midir?

Titreşim Tıbbında Evrenin Dili Titreşim midir?

Saf, titreşim halinde bulunan bilinç okyanusudur insan;
Görür, işitir, koklar, duyar, hisseder,
Düşünür, analiz eder, karşılaştırır,
Sezer, duygulanır, güler ve ağlar.
Evrendeki her şey gibi her an akmakta ve değişmektedir.

İnsan, içinde bulunduğu âlemin bir parçasıdır; kendisidir. Bütünden ayrıştırılamaz; koparılamaz. Madde boyutuyla somutlaştırdığımız
âlem ve insan, gerçekte titreșen bir enerjidir. Dolayısıyla her şey ve
herkesten etkilenir, etkiler.

İndirgemeci tüm yaklaşımlar, insanı ayrıştırmış; koparmış, parçalamıştır. İnsana karşı maddeci yaklaşımlar, günümüz ana akım tıbbı olarak tanımlayacağımız Modern Batı Tıbbı'nı doğurmuştur. Buna bağlı 
olarak; tıp, endüstrileşmiştir. Hastalar, oda ve yatak numarasına kadar
indirgenen bir nesneye, sağlık kuruluşları ise hastaların etiketlendiği
mekânlar haline dönüşmüştür.

Bu șekilde etiketlenen hasta, bundan sonraki süreçte tedavide nesne pozisyonuna gelmiş, kendisine ilişkin her türlü müdahale hakkını hekimine bırakmış ve artık kurban rolünü kabullenmiştir.
Uzun yıllardır cevabını aradığım önemli sorulardan biri, tıbbın ya da herhangi bir bilimin, doğup büyüdüğü uygarlık ile ilişkisinin olup olmadığıydı. Tıbbın uygarlıkla ilişkisiz olması elbette mümkün değildi. Çünkü her şey birbiriyle doğrudan ve yakından ilgiliydi.

Kanaatimce, Modern Batı tecrübesi, insanlığın en bedbaht dönemi
olarak tarihe adını yazdırdı. 20 yıl arayla iki dünya savaşı yaşandı ve
bu, yüz milyondan fazla insanın ölümü ile sonuçlandı. Tarih bu kadar
geniş ve büyük boyutlu bir trajedi ile daha önce hiç karşılaşmamıştı.
Elbette batı tarihi ve trajedisi, Modern Batı Tıbbı'nı da etkileyerek, günümüz tıbbının terminolojisinin savaş terminolojisi olarak ortaya çıkmasına neden oldu. Mikropların öldürülmesinden bahsederken; vereme, kansere ve birçok başka şeye karşı savaş açılmış oldu. Savaş dernekleri kuruldu: veremle savaş, kanserle savaş gibi...

Sonuç itibarıyle, tıbbiye ve harbiye birlikte kurumsallaştı. Son yüzyılda yaşanan iki dünya savaşından kim galip çıktı dersiniz? Tabii ki tıp ve ilaç endüstrisi..

Elbette modern tıp, deyim yerindeyse kargadan başka kuş, kavaktan başka ağaç tanımaz oldu. Batı dünyası kendisi dışında kalan insanlığı ötekileştirdiği gibi, batı tıbbı da kendisinin dışındaki tıp sistemlerini ötekileştirdi ve 'öteki'ni yani alternatif tıbbı yarattı. Fakat öteki diye tabir ettiğimiz yaklaşımları da reddetti ve sadece modern
tıbbı onayladı.

Ögrencilik yıllarımda, ben de burun kıvırarak baktığım Öteki tıp'la, ancak 30 yıllık meslek hayatımın ikinci yarısında tanıştım. Elbette
bu tanışma, benim için son derece sancılı oldu. Zira çelişkiler, çatışmalar ve 'ötekileştirmeler' ile mücadele gerektiriyordu.

Titreşim Tıbbı'nı konuşacaksak; elbette holografik evrenden, enerji ve madde ilişkisinden, titreşim ve frekans ilkelerinden başlamak durumundayız. Ama sadece bunlar mı? Elbette değil. Kadim bir bilginin
temelleri üzerine kurulmamış her sistem, şekillendirilmemis her bilgi, yok olmaya mahkûmdur. Titreşim Tıbbı'nın sistemi de 5000 yıllık doğu felsefesinin içinde şekillenmiştir.

İnsanlık, Titreşim Tıbbı'nın mekanik ve akustik biçimleri ile zaten
binlerce yıldır tanışıyordu. Ancak titreşimin elektromanyetik akımlar
ile kullanılmasına daha yoğun bir șekilde 1950'li yıllarda başlandı. Bu kapsamdaki çalışmalar son zamanlarda gittikçe artan bir ivme kazandı.

Kadim kültür ile ilişkimizi sürdürürken gelişen teknolojinin imkânlarından yararlanmamak da olmazdı. Bu kitapta, biyorezonans terapilerinin kadim kültürdeki uygulamaları ve günümüzdeki terapi
yöntemleriyle bağlantısını kurarak sizlerle paylaşmaya çalıştım.

İlk olarak Nikola Tesla'nın kısmen de olsa frekansların yani titreşimlerin dilini okumaya başladığını söyleyebiliriz. Zira âlemin dili ne İngilizce, ne Fransızca ne de Türkçedir; evrenin dili ' titreşimdir '. Bu
dili okumaya başladığımızda, onu daha iyi anlamaya başlarız. Onu anladığımız da ise kendimizi daha iyi anlarız. Çünkü âlem kocaman bir titreşimdir ve hepimiz bu titreşimin küçük birer yansımasından başka bir şey degiliz. Evren bir gitar ise bizler de de onun onun telleriyiz. Diğer tüm tellerle birlikte her an titreşiyoruz. İnsanlık, yüzyıllardır bu şarkıyı duymaya ve
anlamlandırmaya çalışıyor.

Hastalık denilen şeyin, bu titreşimin bozulmasından başka bir şey 
olmadığını anladığımızda, titreşimsel iyileştiricilerin, şifalandırma da
ne kadar etkili olduğunu gözlemleyebiliriz.

Titreşim Tıbbı kitabını okurken, ilk yapmamız gereken, ' sezgilerinize ' önem vermeniz olacak. Bu sezgiler, duyarlılığınızı geliştirecek, hissettiğiniz titreşimlerin anlamları hakkında farkındalığınızı arttıracak.

Sonuçta, tekamülünüzü artıracak ya da durduracak olan, sezgilerinizin size sunduklarını yorumlamanızdan başka bir şey olmayacaktır.

Fuat Köprülü, " İlmi nesiller tamamlar" demişti. Bu minvalde, benim en büyük dileğim, Titreşim Tıbbı'na giriş mahiyetindeki bu çalışmayı daha da ileriye taşıyacak araştırma ve yayınların çoğalmasıdır.

Dr. Murat Balanlı 
İç Hastalıkları Uzmanı

Ümit Nizam | Bio Enerji Uzmanı
Yukarı Çık